Bu Blogda Ara

6 Aralık 2012 Perşembe

Acıların Kadını (6.Bölüm)

“ARTIK MUTLULUKLARIN KADINIYIM”

“Uzaktan görenler mesut sanıyor
Bilmezler gözlerim her gün ağlıyor
İçimde dinmeyen yaram kanıyor
Bir meçhule döndü benim hayatım

Geceyi yaşarım doğmaz güneşim
Zamansız küllendi yanan ateşim
Yarına çıkar mı bilmem gidişim
Mevsimsiz sarardı benim hayatım

Işıklar altında sönmüş gibiyim
Dostların içinde yalnız biriyim
Bilinmez yollara girmiş gibiyim
Nerede bitecek benim hayatım”

“Benim Hayatım”
Söz: Şakir Askan
Müzik: Burhan Bayar
(“Kardeşiz Kader” albümünden)


1987 yılı Ağustos ayının son haftası 56. İzmir Fuarı başlıyor ve İstanbul’da kim var kim yok, bütün şarkıcılar Fuar gazinolarında sahneye çıkmak üzere İzmir’e akın ediyor. Bergen birkaç yıl önce pavyonlarında program yaptığı İzmir’e bu defa Fuar Ekici Över Gazinosunda sahneye çıkmak üzere geliyor. Ekici Över’in kadrosunda Bergen’in yanı sıra Küçük Emrah, Cem Karaca, Ahu Tuğba, Nejat Alp, Tüdanya, Kamil Sönmez, Mahmut Tuncer ve Meral Orhonsay da var.


Her yıl dedikodusu, kavgası, gürültüsü patırtısı, olayları hiç bitmeyen Fuar gazinolarından yansıyan haberlerde daha ilk haftadan Bergen’in de adı geçiyor. Bir zamanlar aynı pavyonda çalıştıkları Tüdanya ile tekrar aynı sahneyi paylaşacak olan Bergen, Fuar gazinosunda Tüdanya’dan önce sahneye çıkmak istemiyor. O yıl “Seni Sevmeyen Ölsün” albümüyle büyük bir çıkış yakalayan Tüdanya, Bergen’e rakip gösteriliyor. Bundan mıdır bilinmez Bergen ondan önce sahneye çıkmayı reddediyor.


Kriz kısa sürede çözülüyor ve Bergen gecenin sıralamadaki son isim olan Cem Karaca’dan sonra, gecenin ‘kapanış sanatçısı’ olarak sahneye çıkmaya ikna ediliyor. Ne var ki daha ilk gece, uzun yıllar yasaklı kaldıktan sonra yurda dönen ve ilk kez Fuar’da sahneye çıkan Karaca’nın programı halkın yoğun ilgisi nedeniyle uzayınca gazinonun kapanış saati geliyor ve Bergen program yapamıyor. Bu durum Bergen dinlemeye gelen izleyicileri sinirlendiriyor ve oturdukları sandalyelerdeki minderleri sahneye fırlatmaya başlayan öfkeli kalabalık güçlükle sakinleştiriliyor. Bergen alelacele bir taksiye bindirilerek gazinodan uzaklaştırılıyor.


Bir ay süren Fuar telaşının ardından İstanbul’a dönen Bergen, 9 Ekim’den itibaren bu defa Yenikapı sahilindeki Çakıl Gazinosunda Harika Avcı’nın assolist olduğu bir kadroda sahneye çıkmaya başlıyor. Kadroda Bergen’in yanı sıra Küçük Emrah, Oya Aydoğan, Mahmut Tuncer, Semiha Yankı ve Leyla Adalı da var.


Ancak Bergen’in bu ikinci büyük gazino denemesi fazla uzun sürmüyor. Çakıl Gazinosunun 24 Ekim’de yayımlanan ilanlarında Bergen’in artık kadroda yer almadığı görülüyor.


Aralık ayında yeni kasetinin stüdyo çalışmalarına devam eden Bergen’in, artık sadece kasetleri yoluyla sevenlerine ulaşacağı ve sahneyi kesin olarak bıraktığı haberi bir kez daha yansıyor basına.


Gazeteci Sevan Çamlıca’nın Müzik Magazin dergisine yaptığı haberde Bergen’in anlattıklarından: “Belki gözüm kör, vücudumun çeşitli yerleri böyle olmasaydı şöhret olamazdım, lanet ediyorum o güne… Ama bugünkü şöhretimi ve servetimi böyle talihsiz bir olaya borçluyum. Kocama gelince, o zaten cezasını buldu. İkinci cezasını da benimle bir ömür yaşamakla çekecek. Sahneyi bırakmamı istedi, onu da kabul ettim. Ancak çıktıktan sonra tek bir yanlış hareketini göreyim gözümü kırpmadan bırakırım onu, hiç acımam.”

Bir taraftan hâlâ sevdiği, bir taraftan onu bu hale getirdiği için bir ömür gözünün önünde olarak   cezalandırmak istediği kocası ile ilgili çelişkili duyguları bu birkaç cümleyle bile ortaya çıkıyor. Sahneyi bırakma kararının da aslında karşısındaki daha fazla borçlandırmak maksadı taşıdığını ya bilmiyor ya da bilmezden geliyor.


Yazıda Bergen’in sahneyi bırakma kararında organizatörlere olan kırgınlığının, yerine getirilmeyen özlerin, eksik ödenen yevmiyelerin, ilanlardaki çelişkilerin, kısacası sahne arkasının dürüst olmayan yanlarının da etkili olduğu anlatılıyor.

“Bedeli biraz pahalıya mal oldu ama, her istediğimi elde ettim. İki evim var, arabam var, zevkime uygun takılarım var. Yani hiçbir şeye ihtiyacım yok. Sanatçı olarak da zaten kendimi kabullendirmişim. Bana rakip olarak gösterilenlere bakıyorum da gülüyorum. Sonra artık bu zamanda sahneye çıkmanın da kazandırmaktan çok kaybettireceğine inanıyorum. Ancak zaman zaman halk konserleri verebilirim. Bu da bir anlamda özlem gidermek olur benim için. Tabii bir de kaset çalışmalarım olacak.”   

Fotoğraf Yaşar Plak arşivindendir.
Nitekim aynı haberin devamında Bergen’in yeni kasetinin stüdyo çalışmalarının devam ettiği haberi de yer alıyor. Bu albümün müzik direktörü Selami Şahin olacaktır aslında. İlk albümünden bu yana bir çok şarkısını seslendirdiği Selami Şahin’le birlikte çalışmak heyecanlandırmaktadır Bergen’i. Ancak büyük bir talihsizlik eseri Selami Şahin o günlerde çok ciddi bir trafik kazası geçiriyor ve albümü müzik direktörü olarak tamamlamak Cengiz Tekin’e düşüyor.


Sahneyi bırakmak için verdiği kararı bir kez daha kısa sürede unutuyor Bergen ve 1987’yi ‘88’e bağlayan yılbaşı gecesini yine sahnede geçiriyor. Yılbaşına iki gün kala Bülent Ersoy’la birlikte bir program yapmak için İsrail’e giden Bergen, hayatında ilk kez yeni bir yıla ülkesinden uzakta giriyor. 


1988 yılı Ocak ayında, Bergen’in “Sevgimin Bedeli” adı verilmiş yeni kaseti, Yaşar Plak etiketiyle piyasaya sürülüyor.


Yine çok iddialı bir albüm bu. O günlerin arabesk müziğinde çok popüler şarkıların yanı sıra, daha önce duyulmamış yeni şarkılar da var. Bu albümde Bergen ilk kez bir Orhan Gencebay şarkısı seslendiriyor. Yıllar önce sahneye ilk kez bir Gencebay şarkısıyla adım atan Bergen, “Çilekeş”le bir anlamda ona vefa borcunu ödüyor. O günlerde Müslüm Gürses’in sesinden dillere düşmüş “Talihsizler” ve İbrahim Tatlıses’in sevdirdiği “Canım Dediklerim” albümün diğer kozları oluyor. Albümün açılışında yer alan “Nerde Trak Orda Bırak” ise Bergen’in seslendirdiği az sayıda hareketli, neşeli ve eğlenceli şarkılardan biri olarak dikkat çekiyor.  



Müzik Magazin dergisinde albüm piyasaya çıktıktan sonra yayımlanan eleştiride “Bergen daha önceki çalışmalarında olduğu gibi bu kez de başarısını sürdürüyor… En ufak bir yorgunluk, en ufak bir tereddüde rastlamak imkânsız gibi.” cümleleriyle albümün başarısı vurgulanıyor.


Yaşar Plak Ocak ayı içerisinde daha önceki Bergen albümleri için yaptığı gibi, “Onu da Yak Tanrım” albümü için de gazete ve dergilere teşekkür ilanı vermeyi ihmal etmiyor. Albümde şarkısı olan söz yazarı ve bestecilerden tutun da, albümün dağıtımını ve satışını yapan toptancılara ve bayilere kadar herkese teşekkür içeren bu ilan, Yaşar Kekeva’nın Bergen albümlerine gösterdiği özen ve harcadığı emeğin de bir göstergesi oluyor.

Fotoğraf Garip Özdel arşivindendir.
Şubat ayında Bergen çok sayıda şehir dolaşacağı uzunca bir Anadolu turnesine çıkıyor. Şarkı söyleyerek geçirdiği her gün, her saat mutlu ediyor onu, acılarını, kendi deyimiyle “kişisel problemlerini” unutuyor şarkı söylerken. Şansının döndüğüne, hayatının bundan sonrasının daha güzel olacağına inanmak istiyor. Ve bekliyor bir yandan da… Sevdiği adamın hapisten çıkacağı, onunla  tekrar birlikte olacağı günleri.


Turne esnasında yolunun düştüğü şehirlerden biri olan Kayseri’de verdiği konser sonrası gazeteci  Vural Bozuklu’ya söyledikleri, sahnede iki saat boyunca yüzünden gülücükler eksik olmayan genç kadının gerçek ruh halini anlatıyor. Bugüne dek yaşadıklarının etkisiyle, o şarkı söylerken sahneye herhangi birisinin çıkmasından korktuğunu söylüyor Bergen: “Böyle zamanlarda saldırıya uğrayacak gibi oluyorum. Bu nedenle de kimi zaman çiçek vermek isteyen bir hayranımı, kimi zamanda istekte bulunan seyircilerimi kırıyorum. Ama ne yapayım, elimde değil.” 


Nitekim Bergen’in ölümünden sonra kaset formatında yayımlanan bir gazino programı kaydında da salondaki seyircilere benzer bir şey söylediği duyuluyor. (Bu kaydı aşağıdaki videoda dinleyebilirsiniz.)


Müzik Magazin dergisinin 22 Mart 1988 tarihli sayısında arabesk kasetler listesine dokuz hafta önce giren “Sevgimin Bedeli” onuncu haftayı bir numarada karşılıyor.


Aynı sayının plak listesinde ise “Onu da Yak Tanrım” albümü kırk yedinci haftasını dolduruyor.


Anadolu turnesinin bitiminde Bergen, Belkıs Akkale ve Hayri Şahin’le birlikte iki konser için Amerika’ya gidiyor. 27 Şubat 1988’de New York’ta, 5 Mart 1988’deyse Chicago’da yaşayan Türk vatandaşlarına konser veriyorlar. 


O günlerde gazetelerde Bergen’in Amerika dönüşü göz ameliyatı için Londra’ya uçacağı yazılıyor. Yılbaşından önce Bergen’i muayene eden İngiliz doktorlar, sağ gözünün tekrar görme ihtimalinin yüzde on olduğunu, ancak en azından yerine takılacak yapay göz sayesinde artık yüzünün sağ yarısını saçlarıyla gizlemek zorunda kalmayacağını söylüyorlar.


O günün parasıyla 100 milyon liraya mal olacak ameliyatın Londra’da Charring Cross hastanesinde yapılacağı ve Londra’ya gidişte Bergen’e annesinin yanı sıra plakçısı Yaşar Kekeva’nın da eşlik edeceği yer alıyor haberlerde. 


Fotoğraf Garip Özdel arşivindendir.
Ne var ki 24 Mart günü için alınan ameliyat randevusunu iptal etmek zorunda kalıyor Bergen. Dört yıl önce oluşan kist nedeniyle sol yumurtalığı alınan Bergen, bu kez de sağ yumurtalığında oluşan kist nedeniyle hastaneye yatırılıyor. Neyse ki bu defa yumurtalığın tamamını almadan kisti temizleyebiliyor doktorlar. O an gözü umurunda değil Bergen’in. Çocuk sahibi olma ihtimalinin yüzde seksen olduğunu öğrenmenin mutluluğunu yaşıyor.


Gazeteci Çiğdem Cesur’un Müzik Magazin dergisi için yaptığı haberde Bergen’in anlattıklarından: “Son beş yıl içinde yaşadığım acıları kimse tahmin edemez. Bir de tek olan yumurtalığım tehlikeye girince öldüm öldüm dirildim. Çocuk sahibi olmayı çok istiyorum. İnşallah bu ameliyattan sonra anneliği tadarım.”

Onu tek gözüyle, yüzündeki izlerle sevmiş, kabul etmiş binlerce insanın sahneden tek gözüyle gördüğü hayran bakışlarıyla çoktan avutmuş kendini. Kim bilir belki de onu çalıştığı gazinoda izleyen Sezen Aksu’nun “Bu kadını kezzap bile çirkinleştirememiş,” cümlesini fısıldıyor kulağına birileri. Belki de onu kezzap izlerine rağmen güzel gösterenin yüzünden ziyade kalbi, kalbinden çağlayan sesi olduğunu Sezen bile kolay sezemiyor.


Haberde bir de göz ameliyatının Eylül ayına ertelendiğini bilgisi yer alıyor ama Bergen hayatının kalan kısmında anneliği tadamadığı gibi, göz ameliyatı da hiçbir zaman gerçekleşmiyor.
Aynı yılın Haziran ayında önce Amerika’ya bir konsere gidiyor, sonra da 33 günlük Anadolu turnesine çıkıyor Bergen. Mersin konserinde ayakta alkışlanıyor ve konserden sonra Müzik Magazin dergisi muhabiri Kemal Bağcı’ya verdiği röportajda “Artık mutlulukların kadınıyım,” diyor. “Yaşadığım olaylar beni acıların kadını yaptı. Halk beni böyle tanıyıp sevdi. Ama artık acıların kadını olmak istemiyorum. Çektiğim acılar yeter. Artık mutlulukların kadını olarak tanınmak istiyorum. Beni acıların kadını olarak yücelten halkım, aynı şekilde mutlulukların kadını olarak da kabul edecektir.”


O günlerde arabesk ve taverna müziği üzerine tek yayın organı olan Müzik Magazin dergisi, ünlü kadın şarkıcılara bir anket uyguluyor. O sıralar Duygu Asena ve “Kadının Adı Yok” romanının yarattığı feminizm rüzgârlarını arkasına alan, yanı sıra tüp bebek, taşıyıcı annelik gibi yeni yeni gündeme gelen konulara parmak basan bu ankete katılanlardan biri de Bergen oluyor. Bergen’e sorulan sorular ve verdiği cevaplar derginin sütunlarına şöyle yansıyor:


MM: Kadın olmak nasıl bir duygu?
BERGEN: Kadın olmak güzel bir duygu. Ben her ne kadar kadınlığımı yaşayamamış olsam bile olsam yine de halimden memnunum.

MM: En çok nerenizi beğeniyorsunuz?
BERGEN: Bir zamanlar gözlerimi beğenirdim. Ancak şimdi gülüşümü beğeniyorum.

MM: Ne tür erkeklerden hoşlanıyorsunuz?
BERGEN: Tek kelimeyle dürüst olanından. Bence fizik o kadar önemli değil.

MM:  Çocukları sever misiniz?
BERGEN: Hiç sevmez olur muyum? Bu da sorulur mu?

MM: Tüp bebek konusunda ne düşünüyorsunuz?
BERGEN: Bu konuda yorum yapmak istemiyorum.

MM: Kiralık rahim olayını benimsiyor musunuz?
BERGEN: Bana ters gelen bir olay…

MM: Beğenilen bir kadın olmak için en çok neye dikkat ediyorsunuz?
BERGEN: Dediğim gibi dürüst bir insan olmaya… Kendini bilen bir erkek için kadında aranması gereken en önemli nokta dürüstlüktür.

MM: Sanatçı olmak mı yoksa ev kadınlığı mı daha cazip?
BERGEN: Dört başı mamur, evinin kadını olmayı daha çok isterdim.

MM: Normal bir doğum yapmak sizi korkutuyor mu?
BERGEN: Kesinlikle… Sonunda kucağınıza verilen kendi parçanızı görmek veya onu düşünmek güzel bir duygu.

MM: Feminizmi benimsiyor musunuz?
BERGEN: Feminizme hayır. Ancak erkeğin kadının üstünde kurmak istediği anlamsız baskıya da karşıyım. Bence bu ikisi birbirinden farklı şeyler.



Temmuz ayında bir Bergen kaseti daha sürülüyor piyasaya. “İstemiyorum” adı verilmiş bu albüm, o güne dek stüdyoda kaydedilmiş, ancak albümlere konulmamış şarkılardan oluşturuluyor. Bir tür ara albüm olarak adlandırılabilecek bu albüm 25 Temmuz’da Müzik Magazin dergisinin 34 kasetlik listesine onuncu sıradan giriş yapıyor. Yaşar Plak etiketli bu kaset bir süredir Unkapanı piyasasında dolaşan Bergen’in başka bir şirkete transfer olacağına dair dedikodulara da son noktayı koyuyor.

Yaşar Plak çalışanı Ahmet İskenderoğlu’nun anlattıklarından: “Bergen’e transfer olması için gelen tekliflerin haddi hesabı yoktu. Önüne açık çekler konuluyordu. Ama o Yaşar Bey’i bırakmayı hiç düşünmedi. Sonuna kadar da onunla devam etti.”



Ağustos ayında sinema oyuncusu Meral Orhonsay ve o günlerde Bülent Ersoy’a rakip gösterilen ve kendisi gibi Yaşar Plak sanatçısı olan Meral Sezgin’le birlikte Samsun fuarında Canlı Balık gazinosunda sahneye çıkıyor Bergen.



Eylül ayında ise bir kez daha İzmir Fuarında, yine Ekici Över Gazinosunun kadrosunda yer alıyor. Kadroda Selami şahin, Müslüm Gürses, Devran Çağlar, Yeliz, Gökhan Güney de var. Fuar çalışması bir ay sürüyor.

Saba Tümer'in TV Programından alınmış ekran görüntüsüdür. 
Müzik Magazin dergisi fuar sonrası yaptığı değerlendirmede şarkıcılara “halkın ilgisi”, “basın notu” ve “bizim beğenimiz” başlıkları altında üç kategoride puanlar veriyor. Bergen bu değerlendirmede her üç kategoriden de beş üzerinden üç yıldız alıyor.

Derginin aynı sayısında Bergen’in ünlü olmadan önce sahneye çıktığı Pırlanta gece kulübünü ziyareti de haber olarak yer alıyor. Aynı zamanda Ekici Över kadrosunda da yer alan Dilek Şeniz’i dinlemek için Devran Çağlar’la birlikte Pırlanta Gece Kulübüne giden Bergen, “Burası bize çok uğurlu geldi, inşallah sana da uğurlu gelir,” diyerek Dilek Şeniz’e moral veriyor.    


…Ve Ekim 1988’de Bergen için sonun başlangıcı başlıyor. Kocası cezasını tamamlayıp cezaevinden çıkıyor.



DEVAM EDECEK (Yazının devamını aşağıdaki linki tıklayarak okuyabilirsiniz.)

2 yorum:

  1. ellerınıze sağlık çok güzel bir yazı dizisi olmuş gözünmüzden mi kaçtı yazmaya değer mi bulmadınız bilmiyorum.Bergen'in 1987 yada 1888 yılı yazında Gülhanede verdiği konsere değinmemişsiniz. O günlerde gazetelerde konser ilanıda çıkmıştı. Henüz meşhur olmayan Mahsun Kırmızıgül'de kadroda vardı hatta. O konseri izleyen bi arkadaşım Müslüm Gürses'in ''Yıkıla Yıkıla'' adlı şarkısını da seslendirdiğini anlatmıştı bana. Ve hatta Mahsun Kırmızıgülde de o konserle ilgili fotoğraflar varmış kardeşim mahsunun ağzından bı gazetede okumuş ve birlikte çekilmiş bir fotoğrafıda varmış . Zaman ve gazete adını hattırlamıyorum araştırırsanız sevınırım. Ellerinize sağlık tekrar teşekkür ederim. Hasan Açıkgöz

    YanıtlaSil
  2. Arkadaşlar siz bakmayın Bergenin çok seviyorum, aşığım dediğine.
    Halis Serbest yani onu öldüren kişi ailesini öldürmekle tehdit ettiğini için söylenmiş yalan cümlelerdir onlar. Korkusundan Bulvar gazetesi muhabirine öyle söylemiştir. Halis Serbest denen şerefsiz Bergenin hayatını karartıp öldürmüştür.

    YanıtlaSil